Mimarizm
Mimarizm
Etkinlikler
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Yarışmalar
OcakŞubatMartNisan
MayısHaziranTemmuzAğustos
EylülEkimKasımAralık
Mimarizm

Galata ve Pera; İstanbul'un Batısı

Ömer KOKAL / 17 Kasım 2014
Bizans Dönemi'nden beri İstanbul’un ticari anlamda kalbinin attığı yer olan Galata, gün gelip kabına sığamaz olunca bugünkü Beyoğlu'na doğru genişlemeye başlamış. Bölge, İstanbul'un Batı'ya açılan kapısı olmuş kısa sürede.

"İstanbul'un Batılılaşması önce tepeden gelen istekler, sonra sosyal yapı değişmeleri ve bir koloni ekonomisinin zorlamaları ve bunların yanı sıra kurumların yenileşmesi yoluyla gerçekleşmiş, fiziksel çevresini de oluşturmuştur."

Doğan KUBAN, "Kent ve Mimarlık Üzerine İstanbul Yazıları", s. 303, YEM Yayın


*
          
Ortaya çıkmaya başladığı ilk yıllardan itibaren Batılı karakteriyle dikkat çeken Galata ve Beyoğlu'nu tek kelime ile anlatmak gerekseydi eğer, en uygun kelime "çeşitlilik" olurdu.

Çeşitlilik, yüzyıllar boyunca bölgenin karakteri olagelmiş. Dinsel ve etnik çeşitlilik, bir taraftan bölgenin mimari ve kültürel kimliğini belirlerken, diğer taraftan renkli ve hareketli bir yaşamın ortaya çıkmasını sağlamış.



Bizans Dönemi'nden beri İstanbul'un ticari anlamda kalbinin attığı yer olan Galata, gün gelip kabına sığamaz olunca bugünkü Beyoğlu'na doğru genişlemeye başlamış. Galata'da ticaret yapanlar, Beyoğlu'nu yaşam, eğlence ve alışveriş ihtiyaçlarına göre şekillendirmişler. Bölge İstanbul'un Batı'ya açılan kapısı olmuş kısa sürede. Gelişip serpilmesi de Batılılaşma ile eşzamanlı yürümüş.



Kozmopolit özelliğini günümüzde de sürdüren bölgede, Taksim'den Galata'ya yapılacak bir yürüyüş bölgenin kültürel zenginliğinden sıra dışı izlenimler edinmenizi sağlıyor.


Önerilen Gezi Rotası
Bu Haberi Sosyal Medyada Paylaşın
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış.
Bu İçeriğe Yorum Yazın
Ad Soyad
E-posta
Yorum
Kalan karakter :

Bölüm Sponsorları