
31
Aralık tarihi, dünyanın hemen her köşesi için benzer derecede önemsenen ve
coşkuyla kutlanan bir anlama sahip. Bazı toplumlarda yalnızca yeni bir yıla
girmenin verdiği heyecan ve onun simgesel anlamları ile karşılık bulan, pek çok
ülkede de kendisine biçilen dini anlam ile yaygınlaşan yeni yıl ve Noel, elbette
toplumsal düzlemde de birleştirici ve harekete geçirici bir “olay”. Kentin
gündelik dinamiklerine fiziksel anlamda geçici ama sosyal anlamları ile kalıcı
bir müdahaleyi beraberinde getiren “Christmas”, “Weinachten” ya da Noel sonuç
olarak kentin mekansal özelliklerine de beklendik ve hatta geleneksel, ama bir o
kadar da etkili bir değişim getiriyor. Üstelik bu değişim, sadece mağaza
vitrinlerinin yeni yüzleri, aydınlatma elemanı süslemeleri ve kent meydanına
konduruluveren büyük bir çam ağacı ile sınırlı kalmıyor. Kıta Avrupası’nın tüm
büyüklü küçüklü şehirlerinde, her sene Kasım ayının son çeyreğinden başlayarak
hizmete açılan yeme-içme odaklı pazar yerleri, Mimarın Göbeği’nin ilgi
alanındaki kentsel-mimari-gastronomik faaliyetlere en keyifli örneklerden birini
oluşturuyor.

Münih Marienplatz'da kurulan
"Christkindlmarkt"
Almanya’daki Noel pazarları,
“Weinachtsmarkt” ismini taşıyor. Gerçektende ülkenin kuzeyinden güneyine hemen
tüm kentsel alanlarda, büyük şehirlerden dağ eteğindeki orta ölçekli kasabalara
kadar tüm yerleşimlerde bir “Weinachtsmarkt” kuruluyor. Yeni yıl heyecanını
–diğer Orta Avrupa ülkelerinden pek de farklı olmayan şekilde- yaklaşık bir ay
öncesinden yaşamaya başlayan Alman kentleri için bu pazaryerleri, elbette bir
fenomen değil; ancak gerçek bir toplumsal katalizör oldukları söylenebilir.
Özellikle haftaiçi ve hatta Pazar günleri en geç akşam 8’den sonra tüm
mağazaların kapatıldığı, tek tük lokantanın açık bulunabildiği ve haliyle
sessizleşen, ıssızlaşan Alman şehirleri için “Weinachtsmarkt”lar, haftanın hemen
her günü canlı ve uzun soluklu bir buluşma noktası oluşturuyor.

Stuttgart Noel pazarı
Noel pazarlarının strüktürel anlamda çığır açıcı veya
şaşırtıcı bir yanı elbette yok. Yan yana neredeyse gelişigüzel dizilmiş bir dizi
küçük kulübeden meydana gelen bu pazarlar, ölçek anlamında da genellikle
bulundukları kentin büyüklüğüne doğru orantılılar… Genellikle, çünkü Almanya’nın
nüfus ve de yüz ölçümü anlamında birbirine yakın görünen tüm büyük kentlerinde
“Weinachtsmarkt”lar, aynı derecede geniş bir kentsel alana yayılmıyorlar.

Örneğin Stuttgart’ta karşınıza çıkan pazar yeri, kent merkezinin bir miktar
batısında, şehrin en canlı caddesinin doğrudan üzerinde ve “Schwabenland” feodal
yönetiminin merkezi olan eski bir sarayın karşısında konumlanıyor. Bir buz
pateni pistini arkasına alan ve yaklaşık olarak - küçük olarak
nitelendirilebilecek- 200 metrekarelik bir platformda açılan pazar, tüm kış
ayları boyunca hizmet veriyor. Aralık ayına girilmesi ile birlikte neredeyse
rizomal bir şekilde büyüyen ve kentin ara sokaklarına doğru yayılan “Stuttgarter
Weinachtsmarkt”, bir anlamda Noel’in ve elbette yeni yılın da yaklaştığınıın
müjdeleyicisi oluyor.

Stuttgart’ın
kuzeyinde konumlanan ve hem endüstri geçmişi hem de demografik özellikleri ile
Stuttgart’a benzediği söylenebilecek Frankfurt’ta ise Noel pazarları, kent
merkezinin pek çok yerinde ve ilk bakışta kopuk gibi gözüken bir noktasallıkla
kuruluyorlar. Yerinde kurulan ahşap kaplama strüktürler, başka bir tanımla
pavyonlar ya da kulübeler, neredeyse Frankfurt merkezinin tüm irili ufaklı
meydanlarını istila ediyorlar.

Şehrin coğrafyasını büyük ölçüde tanımlayan Main nehrinin tek bir yakası
boyunca dağılan bu pazarlar, aslında elbette bağımsız, kopuk ve tesadüfi
değiller. Aksine, yaya hareketinin yoğunlaştığı noktaları referans alan, sürekli
birbirine değen ve tam olarak da bu sayede “navigasyon”u destekleyen
“Weinachtsmarkt”lar, sessiz gözüken bir caddeden saptığınızda, ya da çıkmaz bir
sokakta ilerlerken karşınıza çıkabiliyorlar. Bu da anlaşılır şekilde kentsel
sirkülasyonun sürprizli olma faktörünü büyük ölçüde arttırıyor.

"Frankfurter Weinachtsmarkt"
Üstelik Frankfurt’ta
pazar yeri eğlencesi, Stuttgart’tan farklı olarak dönme dolaplar, atlı
karıncalar ve çarpışan araba pistleri ile destekleniyor. Frankfurt’ta Aralık ayı
boyunca ve özellikle de akşamları, Alman vernaküleri örneği yapıları barındıran
“Neue Kraeme” caddesine veya şehir merkezinin başlangıcını temsil eden “Haupt
Wache” binasına ulaşmak ise, hemen her köşede karşınıza çıkan
“Weinachtsmarktlar” yüzünden oldukça güçleşiyor. Ancak yanlış anlaşılmasın; sözü
edilen olumsuz bir kalabalık ve karmaşa asla değil! Çünkü yılın diğer tüm ayları
Türkiye’den alışık olduğumuz türden bir hareketliliğe pek de sahne olmayan Alman
kentlerine gelen bu canlılık bize, kaba bir benzetme ile İstiklal Caddesi’nin
hınca hınç yoğunluğunu ve onun doğurduğu kentsel potansiyelleri hatırlatıyor.
Sonuç olarak bu oldukça basit, kırmızı-beyaz-yeşil renklerde süslenmiş ve hemen
her köşesi LED’ler ile aydınlatılmış “kitsch” strüktürler, bahsi geçen
potansiyeli ortaya çıkaran birer katalizör haline geliyorlar.

Stuttgart,
Münih, Frankfurt, Salzburg ya da Strasbourg... Orta Avrupa’nın yıl başı
pazarlarının tümünün ortak noktası, yeme-içme odaklı bir hizmet sunuyor
olmalarından geçiyor. Örneğin, Alman mutfağının “kahramanı” sosis, yıl başı
pazarlarının vazgeçilmezi oluyor. Birbiri ardına sıralanan yiyecek çeşitleri;
pizza benzeri “Flammkuchen”, gerçek bir Alman spesiyali olan rosto benzeri
“Fleischkaese”, kızartılmış patates omleti “Rosti”, kapuskaya Alman alternatifi
“Sauerbraten” veya bir tür erişte olan “Spaetzle”, “Weinachtsmarkt”ın kurulma
nedeni haline geliyor. Bir yandan sıcak şarap -“Glühwein”- ve bira, diğer
taraftan çeşit çeşit şekerleme, kestane, çikolata tüketen şehrin kullanıcıları
ve ziyaretçileri için pazar yeri, gerçek anlamı ile gastronomi hizmetinin
kentsel mekan ile buluştuğu toplumsal bir üretim –ve haliyle tüketim- mecrası
olarak karşımıza çıkıyor.