Çorlulu Ali Paşa, namı yürüsün
diye bir küllliye yaptırır Beyazıt’a. Külliye de tıpkı Çorlulu Ali Paşa gibi, en
gözde zamanını yaşar Osmanlı Dönemi’nde ve sonra sürgün edilir kendi içine... O
da Beyazıd’ın kalabalığından gürültüsünden uzak, kendine has, nargile kokan,
kahve tadan, renkli bir kalabalık yaratır kendince...
Sürgünlüğünden mi, Çorlulu Ali Paşa’nın idam
edilmesinden mi, yoksa duvarlarına çakılan “old carpets” yazılı kırmızı teneke
parçalarını içine sindirememesinden mi bilinmez, hüzün kokar biraz medrese. Bu
kokuya bir de nargilenin dumanı karışınca, döneminin önemli bilim merkezi mistik
bir hal alır. Bu ruhani havayı, ahir zamanlarda müritlerin güzel sesleriyle
çınlayan duvarlara, şimdilerde turistlere satılmak için asılan renkli cam
objeler, kilimler halılar bozar mı yoksa havayı daha çok pekiştirir mi bilinmez
ama, medrese geçmişini özler durur sessizce...

Şimdiki halinden de pek bir şikayeti yok gibidir
hani. Pek çok ziyaretçisi vardır ne de olsa; geçmişin şaşalı günlerini nargile
dumanıyla birlikte solumak, bir acı kahve tatmak isteyen pek çok insan,
üniversite öğrencileri, emekliler, Beyazıd esnafı ve turistler.
Artık Çorlulu Ali Paşa Medresesi değildir, Erenler
Nargile ve Çay Bahçesi’dir adı.
Mîmârisinde ve kalem işlerinde Barok üslûbunun etkisi
görülen külliyeyi zaman, bir bilim merkezinden nargile merkezine
dönüştürüverir...
Nargilenin Merkezi; Erenler Çay Bahçesi
Erenler Nargile ve Çay Bahçesi’nde saatlerce nargile
içilir. Elma çayı burada çok revaçta ama kahvenin yeri bir başka. Közde pişmiş,
bol köpüklü kahveden bir türlü vazgeçemeyenler ise nargile
tiryakileri...
Çorlulu Ali Paşa
Çorlulu Ali Paşa 1670 yılında, Çorlu’da doğar. Bir çiftçi ailesinin
oğludur. Ailesi, O’nu Kapıcıbaşı Türkmen Kara Bayram Ağa’ya -duydukları sevgiden
mi, minnetten mi yoksa korkudan mı bilinmez- evlatlık olarak verir.
Kapıcıbaşı evlatlığı olarak önce Galata Sarayı’na,
daha sonra Enderun-ı Hümayun’daki Seferli Koğuşu’na, buradan da Hane-i Hassa’ya
yerleştirilir. Sonra memuriyete tayin edilir. Çorlulu Ali Paşa’nın başarıları
çok geçmeden dikkat çekmeye başlar. II. Mustafa’nın kızıyla evlenerek saraya
damat olur. Çeşitli yerlerde vezirlik ve kaymakamlık görevleri yaptıktan sonra
III. Ahmet’in sadrazamı olur. Devletin mali işleriyle ilgilenen, toplar
döktürüp, askeri ocaklarda düzenlemelerde bulunan ve saray masraflarını kontrol
altına almak isteyen Çorlulu Ali Paşa İsveç - Rus savaşı sırasında İsveç’i
Ruslara karşı destekler. Amacı ilerde meydana gelebilecek Rus-Osmanlı savaşında
yorgun düşmüş Rus ordusunu yenmektir.
Sultan Üçüncü Ahmet’in bu siyaseti onamaması ve bir
süre sonra da Rusların savaşı kazanması üzerine Çorlulu Ali Paşa, gözden düşer
ve Kefe’ye sürülür. Şeyhülislam Paşmakçızade Seyyid Ali Efendi’nin fetvası ve
Padişah’ın fermanı de ile idam edilir.