E-Posta Şifre  
Beni Hatırla
Yeni Üyelik | Şifremi Hatırlat
Mimarizm Mimarlık ve Tasarım Yayın Platformu
MİMARİZM ARAMA
Sitede  
Mimarizm Bülten Arşivi
  Haberler
  Etkinlikler
  Yarışmalar
  Ajanda
  Kentin Tozu
  Çat Kapı
  İlk Yapı
  Karanlık Oda
  İş Dışı
  Mimarın Göbeği
  Kitabevi
  Test
  Dış Ses
  Anket
  Çizgi
  Reklam
  İşbirliklerimiz

Ajanda - Son 3 Gün
04.09.2010 - Cumartesi
Sergiler
Sinopale 3: “Gizli Anılar, Kayıp İzler”
Başlangıç : 14.08.2010
Bitiş : 04.09.2010
Yer : Tarihi Sinop Cezaevi, Lonca Kapısı, Dr. Rıza Nur İl Halk Kütüphanesi, Ülgen Kotra Evi, Gerze Şehir Tiyatrosu, Sinop Bilim-Sanat Merkezi
Düzenleyen : Informal Görgün Network, Avrupa Kültür Derneği, Europist Sinopale 3: “Gizli Anılar, Kayıp İzler”
Sergiler
Kaotik Metamorfoz
Başlangıç : 29.04.2010
Bitiş : 04.09.2010
Yer : Proje4L/Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi, Beybi Giz Plaza, Maslak, İstanbul
Düzenleyen : Proje4L/Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi "Kaotik Metamorfoz"

 
 
Yazıcıya Gönder
Arkadaşına Gönder
Anasayfa > Kentin Tozu > Kahvehaneler > Kahveden kahvehaneye
  Kahvenin keşfi  
 
18.09.2007 /

Kahve, Yemenli bir derviş tarafından bulunur Katip Çelebi’ye göre. Hatta kahvenin, şeyhlerin ve sufilerin arasında kısa zamanda yaygınlaşmasının nedenini de “şehvet kesici özelliği” olarak açıklar Katip Çelebi.

Tarihçi Ahmet Efendi ise kahvenin dervişler tarafından bulunduğu konusunda hemfikirdir Katip Çelebi’yle. O, sadece daha detaylı anlatır kahvenin keşfini. Ahmet Efendi’nin demesine göre 1258 yılında Arabistan’da Şazeli dergahından bir derviş bulur kahveyi.

Dergahından kovulan bu derviş, Kuh-ı Esvab’a sürülür. Kuş uçmaz, kervan geçmez bu yerde bitkin bir halde dolaşır durur. Açtır, susuzdur. Yemek için de çok alternatifi yoktur aslında.
Çünkü, bölge çekirdekli bir bitki tarafından boydan boya kaplanmıştır. Yediği bu küçük
meyveler önce biraz ağzını bursa da, meyvelerin tadını beğenir derviş. Üç gün boyunca sadece bu meyveleri yer.

Her derde deva; kahve!

Bu arada dervişin, kovulmasından rahatsız olan bir grup başka derviş, bizim dervişi aramaya çıkar. Günler sonra bizimkini bulmasına bulurlar ama, bizim derviş pislikten uyuza yakalanmıştır. Çölün ortasında yapacak bir şey olmadığından mı yoksa, gerçekten bu çekirdeklerin suyunun hastalıklara iyi geleceğini düşündüklerinden mi bilinmez, çekirdekleri yanlarındaki suyla kaynatıp içirirler bizim dervişe. Kokusu enfes olan bu sıvıyı kendileri de içmemezlik etmezler tabi. Çölde kahve içerek geçen sekiz günün sonunda bizim dervişin kaşıntısı tamamen geçer. Şifa niyetine içtiği bu sıvı dervişi iyileştirir; öyle düşünürler.

Onlar Yemen’e varmadan önce “şifalı sıvı”nın kerameti varır. Şifalı suyun tarifi kulaktan kulağa yayılır. Herkes, bu mucizevi bitkinin çekirdeklerini toplayıp, hastalara içirmeye başlar. Böylece kahve, şifalı bir içecek olarak yaygınlaşır.

Bilinen en eski hikaye

Kahve ile ilgili en eski hikaye ise 17. yüzyılda Sorborne’de İlahiyat Profesörü olan Antonius Nairone tarafından derlenen, 850 yılında Yemen’de yaşamış Kaldi isimli bir keçi çobanına ait.

Kaldi’nin keçileri bir gece aniden koşup oynamaya başlarlar. Gözleri kıpkırmızı olmuştur. Kaldi, bir türlü keçileri neyin bu hale getirdiğini çözemez. Akıl almak için tekkesine gidip, durumu dervişlere anlatır. Dervişler keçileri takip etmek gerektiğini söylerler. Keçilerin koruluğun birinin içinde boyları 1,8 metre ile 3,5 metre arasında çalılara benzeyen bitkileri yediklerini görürler.

Bitkilerin ne olduğunu anlamak için biraz yanlarına alıp tekkeye geri dönerler. Devişler , tekkede çiçeği incelerken içindeki sert çekirdekleri meyveleri fark ederler.

Derken, nasıl oldu bilinmez, dervişlerden biri bu çekirdeklerin üzerine kaynamış su döker. Bu sıvıyı içenler kendilerini büyülenmiş gibi hissederler. Her tarafları uyuşmaya başlar önce. Terlerler. Ama bir süre sonra dinçleşirler. Keyifleri yerine gelir. Kendilerini iyi hissederler.

Dervişler bundan sonra sabah namazına kalktıklarında uykularını açmak için bu tohumların suyunu içmeye başlarlar. Bu sıvıya da “uyandıran”, “dinçleştiren” anlamında “kahveh”  derler.

 

 
Kahveden kahvehaneye
 Kahvenin keşfi 
 Kahvehanelerin doğuşu 
 Fesat mekanları; kahvehaneler 
 Kahvehane Mimarisi  (2 Yorum)
 Osmanlı'da Bir Devrim; Kahvehaneler (1 Yorum)
 Kapitalizmin Kahvesi 
Bugünün Kahveleri
 Kahve ve Kıraathaneler 
 Çay Bahçeleri 
 Firuzağa  
 Medreseler 
 Çorlulu Ali Paşa Medresesi (1 Yorum)


Favori ve Paylaşım
 
 
 
Yorumunuzu Yazınız
Adı Soyadı
E-posta  
 
 

Kahvehaneler
Kahveden kahvehaneye
Bugünün Kahveleri
Haberler
Fotograf Galerisi

Bu sene ülkemizin birçok bölgesini akademik çalışm...

 
 
DINING ROOMS / HOME SERIES
Konut iç mekan tasarımı hakkındaki Home Serie'in 2...
  Yapı-Endüstri Merkezi tarafından hazırlanan siteler için tıklayın
  Hakkımızda | İletişim | SSS | Reklam Bilgisi