E-Posta Şifre  
Beni Hatırla
Yeni Üyelik | Şifremi Hatırlat
Mimarizm Mimarlık ve Tasarım Yayın Platformu
MİMARİZM ARAMA
Sitede  
Mimarizm Bülten Arşivi
  Haberler
  Etkinlikler
  Yarışmalar
  Ajanda
  Kentin Tozu
  Çat Kapı
  İlk Yapı
  Karanlık Oda
  İş Dışı
  Mimarın Göbeği
  Kitabevi
  Test
  Dış Ses
  Anket
  Çizgi
  Reklam
  İşbirliklerimiz

Ajanda - Son 3 Gün
10.09.2010 - Cuma
Sergiler
İstanbul Dar Gelirse Karma Sergisi
Başlangıç : 10.09.2010
Bitiş : 28.09.2010
Yer : AYNA Cafe - Gallery, Bodrum
Düzenleyen : AYNA Cafe - Gallery "İstanbul Dar Gelirse" Karma Sergisi
12.09.2010 - Pazar
Eğitim
“Kayaköy’ü Deneyimlemek” Uluslararası Yaz OKulu
Başlangıç : 12.09.2010
Bitiş : 19.09.2010
Yer : Kayaköy, Fethiye
Düzenleyen : T.C. Beykent Üniversitesi “Kayaköy’ü Deneyimlemek” Uluslararası Yaz OKulu
Sergiler
Atamanın Mezopotamya Dramaturjileri Sergisi Romada
Bitiş : 12.09.2010
Yer : MAXII 21. Yüzyıl Sanatlar Ulusal Müzesi, Roma, İtalya
Düzenleyen : İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Ataman'ın "Mezopotamya Dramaturjileri" Sergisi Roma'da

 
 
Yazıcıya Gönder
Arkadaşına Gönder
Anasayfa > Dış Ses > İstanbul'da Unutulmuş Bir Endüstri Yapısı: Unkapanı Değirmeni
  İstanbul'da Unutulmuş Bir Endüstri Yapısı: Unkapanı Değirmeni  
 
Yazar: Yrd. Doç. Dr. Füsun Seçer Kariptaş 05.02.2010 / 2 Yorum


Unkapanı.

Unkapanı Değirmeni İstanbul’da 19.yy.da yapılan endüstri yapılarından bu gün işlevini kaybeden, boş ve bakımsız kalarak hızla harap olan yapılardan biridir. Bu yazı da, her geçen gün biraz daha yok olan Unkapanı Değirmeni’nin bir gün korunacağı umut edilerek yazılmıştır.

Endüstri arkeolojisi kavramının ortaya çıkışı yirminci yüzyılın ikinci yarısına rastlar. Bu kavram, endüstri çağında üretim – imalat yapılan yapılarını ve aletleri çağrıştırsa da, aslında tüm dönemlerdeki donanımları içerir. Endüstri arkeolojisi kapsamındaki tüm kaynaklar, endüstri mirasını oluşturur. Bu mirasın gelecek kuşaklara aktarılabilmesi, ancak yapıların uygun bir işlevle kent hayatına kazandırarak ve özgün kimliklerini korumayla sağlanabilir. Endüstri mirası olarak elde bulunan kaynaklar çok geniş fakat çok parçalıdır. Bunun nedeni de endüstri uygarlığının kendisini değiştirme gayreti ve bütünleşmiş bir işletme stratejisi olmayışıdır. Endüstriyel miras kapsamında yer alan kaynaklar genel olarak sınıflandırılırsa, taşınır kültür varlıkları olarak nitelendirilen aletler ile taşınmaz kültür varlıkları olarak nitelendirilen yapılar ve endüstriyel peyzajlardır.


19.yy şehir haritası üzerinde işaretlenmiş olarak Unkapanı Değirmeninin konumu.

Türkiye’de bilinçsizlik ve yanlış koruma çalışmaları nedeniyle, tarihi endüstri yapıları birer birer yok olmaktadır. Birçok endüstri yapısı teknolojinin gelişmesi ve yeni fabrikaların kurulmasıyla işlevini kaybederek yıkılmaya bırakılmıştır. 1970’lerden itibaren bu yapılar, endüstri mirası olarak kabul edilmeye başlanmış ve koruma kapsamına girmiştir. Batılılaşma devrinde inşa edilen endüstri yapıları, o dönemin teknolojisini ve ekonomik düzenini aktarması, toplumun yaşadığı belirli bir süreci yansıtması açısından büyük bir öneme sahiptir. Bugün harap ve bakımsız olan ve hatta çok az bir kısmı ayakta kalan sanayi yapıları mümkün olduğunca korunmalıdır. Endüstri yapıları hakkında çok fazla bilgi bulunmadığı için bu yapılardan birinin bile belgelenmesi önemlidir.



Unkapanı Değirmeni

Unkapanı Değirmeni 19.yy.ın sonlarında inşa edilmiş ve günümüze kadar çeşitli nedenlerle oluşan bozulmalar ve onarımlar sonucu değişerek gelmiştir. Unkapanı semti adını “un” ve Osmanlılar Dönemi’nde kullanılan bir çeşit tartı aleti olan, toptan satış yapılan yer anlamına da gelen “kapan” kelimelerinden almıştır. Semte “Unkapanı” denilmesinin sebebi ise, İstanbul’a tahıl getiren gemilerin yüklerini Unkapanı’na boşaltılmasıdır. Bizans döneminden beri Unkapanı bölgesi buğday ticaretinin yapıldığı yer olarak gelişmiş, İstanbul’un en önemli ticaret merkezlerinden biri olmuştur. Bu kadar çok buğday ticaretinin yapıldığı Unkapanı’nda birçok değirmen ve fırın kurulmuştur. 1840’lı yıllara kadar İstanbul’da çoğunlukla rüzgar, su ve at ile çalışan değirmenler kullanılmışken, bu yüzyılın sonunda bu değirmenler yerlerini buharla ve elektrikle çalışan yeni tesislere bırakmıştır. Bu büyük tesislerden biri de Unkapanı’nda kurulmuş olan “Unkapanı Değirmeni”dir.

Unkapanı Değirmeni’ne ait bulunan en eski dokümanlar 1912 tarihli şehir haritaları ve aynı dönemde Ekrem Hakkı Ayverdi tarafından çizilen haritalardır. Her iki haritada da yapının planı ayrıntılı olarak belirtilmiş ve “Beylik Değirmeni” olarak adlandırılmıştır. 1930 tarihli J. Pervititch haritalarında da Unkapanı Değirmeni’nden “Belediye Değirmeni” olarak söz edilir.

1870 yılında yapım izni çıkan Unkapanı Değirmeni’nin bu dönemde yapılmış diğer değirmenlere göre oldukça büyük olduğu ve birçok binadan oluştuğu görülür. 1940 yılında devlet tarafından satılmış ve yeniden özel mülkiyet tarafından işletilmiştir. Bu dönemde yangın geçirmiş ve daha sonra Umumi Mağazalara satılmıştır. İstanbul Manifaturacılar Çarşısı yapımı sırasında, değirmen yapısı yıkılmıştır. 1980’li yıllarda yapılan ihale ile Unkapanı Değirmeni’ni, Ticaret Borsası satın almış ve otopark olarak kiraya vermiştir.

Unkapanı Değirmeni’nin 4 giriş kapısı vardır. Unkapanı Limanı’na gelen buğday, değirmeninin kuzeydoğu cephesine bakan kapıdan (K02) içeri girer ve içeride bulunan dekovil aksıyla taşınarak depolara getirilir. 19.yy. sonu Unkapanı Değirmeni’nin fotoğrafı ile J.Pervititch ve şehir haritalarında Unkapanı Değirmeni kompleksinde, değirmen binası, depo binaları, fırın, yatakhane binası, dükkanlar, bacalar ve sarnıç açıkça görülmektedir.

Değirmen: Kompleks içindeki esas değirmen binası 19.yy. sonlarında İstanbul’da yapılan ve buharla çalışan diğer değirmen yapılarında olduğu gibi, beş katlı, beşik çatılı ve üçgen alınlıklıdır. Değirmen binasının bulunduğu yerde bugün İstanbul Manifaturacılar Çarşısı Blokları bulunmaktadır.

Depolar: Değirmen binasının yanında iki ve dört katlı iki adet ek yapı ve bir fırın binası vardır. Depo binası olarak kullanılan bu yapılarda değirmen binası gibi, almaşık tuğla duvarlı, üçgen alınlıklı ve beşik çatılı binalardır. Çoğu yok olmuş depo binalarından yalnızca kuzeybatı cephesindeki binanın duvarları ayaktadır.

Fırın: Tek katlı fırın binası, kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan, üç bölümden oluşan, kare şeklinde yaklaşık 1000 metrekare büyüklüğünde bir binadır. Üç bölümden oluşan binanın orta bölümü depo ve servis binalarıyla, kenarda kalan bölümleri ise avluyla bağlantılıdır. Fırın binasında bulunan baca nedeniyle burada pişirme işleminin yapıldığı tahmin edilmektedir. Bir bölümü ayakta kalmayı başarmış fırın binasının güneydoğu duvarının tamamı ile güneybatı ve kuzeydoğu duvarlarının bir bölümü mevcuttur. Binanın diğer duvarları, döşemesi ve çatı örtüsü yok olmuştur.

Yatakhane: Kompleksin güneydoğusunda kalan iki katlı binanın zemin katı depo, üst katı yatakhane olarak kullanılmaktadır. Bu binada sarnıç ve birde baca bulunmaktadır. 1930 tarihli J.Pervititch haritasında baca ve sarnıç açıkça görülebilmektedir. Depo ve yatakhane binasının önünden üstü sundurmayla örtülmüş dekovil hattı geçmekte, öğütülen un bu dekovil hattı sayesinde taşınarak depolandığı sanılmaktadır. Diğer depo binası fırın binasının yanında bulunan depo ve idare olarak kullanılan binadır.

Lojman: Unkapanı değirmenine sonradan eklenen bir de lojman binası bulunmaktadır. Üç katlı beşik çatılı lojman binasının cephesi Unkapanı Değirmeni Sokağına bakmaktadır. Binanın zemin katında değirmenin ana giriş kapılarından biri bulunmaktadır. Değirmen kompleksinin kuzeyinde bulunan üç katlı lojman binasının kuzeybatı cephesi İstanbul Manifaturacılar Çarşısı Blokları yapımı sırasında yıkılmıştır.

Sinema: Günümüze kadar oldukça iyi halde korunarak gelmiş bulunan sinema binasının cephesindeki sıvalar dökülmüş, kapı ve pencere doğramaları yok olmuştur.

Bacalar: Değirmenin iki bacasından biri tamamen, diğerinin ise bir kısmı yıkılmıştır.

Servis: Günümüze kadar korunmuş olan tek katlı bir yapıdır. Bugün büfe ve kahvehane olarak kullanılmaktadır.



Kariptaş'ın röleve çalışmaları.

Yukarıda bahsedilen yapılardan günümüze kadar ayakta kalmayı başaran çok azdır. Unkapanı Değirmeni kompleksinde bulunan esas değirmen binası günümüzde mevcut değildir. Unkapanı Değirmeni’nin bugünkü durumuna baktığımızda, tümüyle yok olan bölümlerin yanı sıra, mekan, cephe, strüktür ve malzemede görülen bozulmaları da görebiliriz. Sonuç olarak günümüze kadar değirmen kompleksinde bulunan yapılardan sadece sinema ve servis binasının tamamı, fırın binasının üç duvarı, depo ve yatakhane binasının duvarları ile lojman binasının bir bölümü gelebilmiştir.


Kariptaş'ın röleve ve restitüsyon çalışması.


Kariptaş tarafından önerilen yeniden işlevlendirme şeması.

Geçmiş tarihimizi ve kültürümüzü yansıtan, bir dönemin değirmen yapıları hakkında bize fikir veren Unkapanı Değirmeni’nin yeni kullanımına ilişkin çalışma yapılırken dikkat edilecek ilk şey binanın özgün kimliğinin mümkün olduğunca korunması ve o binaya ait özelliklerin vurgulanmasıdır. Cepheleri özgün olarak korunan yapının içinde, yeni işlevin gereği olan bazı değişiklikler ve ekler yapılması kaçınılmazdır. Ancak yapının çevrede bulunan okullara ve iş merkezlerine olan yakınlığı, yeni kullanıma ilişkin önerilerde bulunurken etkili olmalıdır. Zaten Unkapanı Değirmeni için Yapı Merkezi tarafından hazırlanan Unkapanı Borsa-Kültür ve İş Merkezi Projesi adı altında bir proje bulunmaktadır.

Bu yazı yazarın “İstanbul’daki Osmanlı Dönemi Değirmenlerinin Mimari Açıdan İncelenmesi Ve Unkapanı Değirmeni’nin Günümüz Şartlarında Değerlendirilmesi” isimli tez çalışmasından oluşturulmuştur.
Tüm çizimler Füsun Seçer Kariptaş tarafından yapılmıştır.

 

 
 
 
 
Favori ve Paylaşım
 
Yorumlar(2)
 
   
 
Bu örnek ve birçok benzeri tarihi endüstri yapısı 2010 Avrupa Kültür Başkenti'nin ana temalarından biri olup kente onlarca küçük/orta ölçekli kültür merkezi kazandırılması çabasına girilemez miydi, acaba?
Ahmet Ergelen - 06.02.2010 11:12:54
Buldugumuz her tarihi yapiyi muze veya kultur merkezi olarak islevlendirmek ne kadar dogrudur? Onlari su anki yasama katmak icin baska yollar yok mudur?
cihan - 12.02.2010 20:47:39
 
     
 
Yorumunuzu Yazınız
Adı Soyadı
E-posta  
 
 

Dış Ses Menü
Yazı Gönder
Erasmus'a Mutlaka Git; Eindhov...
Engelli Olmak: "Benim Yerimde ...
UCLA ve Yıldızlar
Şirince Aslında Çirkince Midir...
Hayatın Akış Yönünü Değiştiren...
Çankaya Belediyesi Çağdaş Sana...
Mimari Dönemlerin Buluştuğu Ad...
Nasıl Mutlu Mimar Olunur?
İstanbul'da Unutulmuş Bir Endü...
Hasanpaşa Gazhanesi: Yüzyıllık...
İstanbul, Valencia, İstanbul, ...
Hayvan ve Mimarlık
Gitmek - Fransa ve İspanya'dan...
Erasmus'u Denemek Ya Da Deneme...
LIVENARCH IV Kongresi'nden Öng...
Delft'ten Mimarlık Eğitimine B...
Tasarım ve Sessiz Şehir Milano
Politecnico di Milano: Deneyim...
İstanbul artık planlı mı?
Kamusal alanda kayboldum. Beni...
Mimarını Öldüren Ev
Bir Temsilin İnşası, Bitmeyen...
Boşluğun Mekanlaşması
Orda Bir Yer Var Uzakta… Kent ...
Bir Temsilin İnşası, Bitmeyen ...
Tutunma ve Mekan
UIA Neden Torino'da Yapılmamal...
Bir Temsilin İnşası, Bitmeyen ...
Mimarlıkta İletişimin Üç Şekli
Avrupa Konut Araştırmaları Ağı...
Bir Temsilin İnşası, Bitmeyen ...
Çizmekle Olsaydı...
Mimari Ve Kentsel Çevre Kalite...
Bugün Mimarlık İçin Ne Yaptın?
Mimar Tevfik Fikret'in Tek Yap...
Tüketmek... Belki de Tükenmek
T Cetvelini Daktilosunun Yanın...
Avant-garde ve Kitsch: "Mimarl...
Difüzyon ile Mimarlık Savaşlar...
Doğru Kurulmuş Bir Yapı Olarak...
Metin, Mekan Kurguları ve Süre...
Kentte ve Yüzeylerinde Grafiks...
Gelecek, Kent, Mekan...
Kör Mimarlık

Haliç Kongre Merkezi’nde 29 Mayıs 2010 Cumartesi g...

 
 
HALİÇ'TE YAŞAYAN SİMONLAR
Emniyet Teşkilatının efsanevi ismi, Susurluk sürec...
  Yapı-Endüstri Merkezi tarafından hazırlanan siteler için tıklayın
  Hakkımızda | İletişim | SSS | Reklam Bilgisi